Türk Dizileri ve Ben

Televizyonla tanıştığım ilk günden beri o sihirli kutuda neler olup bitiyor, niçin böyle programlar yapılıyor, amaçları ne, bunları kim izliyor sorularını hep kendime sorarım. İnternet alışkanlığı ile bu kutu artık ilgimi çekmemeye başladı. Televizyon başına geçip, bir şeyler izlemek, kanal değiştirmek, gülmek, hüzünlenmek artık yaptığım şeyler değil. Annem mesela sabahtan akşama kadar bu dediklerimi yapıyor. Sabah programları, Hint dizileri, günlük diziler, akşam kuşağı derken benden daha çok dizi izliyor. Son olarak televizyon da izlediğim dizi “Eski Hikaye” oldu. Daha sonrası hem Netflix gibi yeni dizi portalları hem de Trt Arşiv’in bize bahşettiği eski yapımlar.

Türkü Güzel Dizi Değil!

Peki dizilerde ne arıyorum. Önceliğim bir hikayenin olması. Şuan piyasadaki dizilerin %90’ın da hikaye yok. Senaryoları kimler yazıyor bilmiyoruz. 6-7 tane isim var senaryo yazarı ama ortada ne bir diyalog var ne güzel bir hikaye, bir cümle kurup ortaya boş boş bakan oyuncular, kin güden insanı bile tasvir edemiyorlar. İkinci kıstasım “diyalog”. Sulhi Dölek gibi yazanlar artık yok tabii ki. Bu senaristlerin edebiyatçı olmamasından kaynaklanıyor. Klasik edebiyat uyarlamaları da bu yüzden, hazır yazılmışı var ne de olsa. Oyunculuk olmazsa olmaz. Türkiye’de mafya çalışanından çok mafyayı oynayan oyuncu var. Çok fazla çeşitlilik var. İyi bir şey mi bence değil.

Müzik. Orijinal müzik bestelenmiyor. Hazır türküleri kullanan diziler var. Türkü güzel kardeşim de dizi güzel değil. Bir türküyü başka bir insanla aynı anda dinler gibi olursunuz, bu sizi o dizideki karaktere yakınlaştırıyor, olan bu yani. Son olarak yapımcılar. Reyting için her şeyi göze alan para avcıları.

En Beğendiğim 15 Türk Drama Dizisi

Size en sevdiğim drama dizilerini birkaç cümleyle tanıtacağım. Bu yazılarımda dram ve komedi ayrımı yaptım. En sevdiğim komedi dizileri ile ilgili bir yazı da yazacam. Listemi hazırlarken internet hilesi yapmadan en sevdiğim diziden başlıyorum.

1- Sazanların Tarihi

Sanırım diziyi en güzel “kımıldanır mahallemin daralan ruhu” dizesi anlatıyor. Bence edebiyatı, mahalle yaşamını ve aşkı anlatan en iyi dizilerden. Pazartesi günleri yayınlanırdı. Önce Yedi Numara sonra Yeditepe İstanbul. Aynı yıllarda Zuhal Olcay ve Haluk Bilginer evlidir, Haluk Bilginer’de Tatlı Hayat’ta oynamaktadır. Toplam da 47 bölüm sürdü. Müziklerini Derya Köroğlu yaptı. Senarist Ali Ulvi Hünkar yıllar sonra bir röportaj vermiş buradan ulaşabilirsiniz. Bu arada bu dizinin bilinmesine naçizane katkım oldu. Google aramalarındaki birçok görseli zamanın da ben paylaşmıştım. Bu diziyle daha ilgili daha uzun bir yazı yazmayı da düşünüyorum. Orijinal müziklerden iki tanesini de soundcloud hesabımdan bulabilirsiniz.

2- Karanlıkta Kaybolmuş Çocuklar

2003 yılında Trt 1’de başlayan dizinin senaryosu Berkun Oya’ya ait. Yakın zamanda Trt Arşiv internet sitesinde yayınlandı. Müşfik Kenter, Fikret Kuşkan ve Ali Atay’ın babası rolündeydi. Arkadaşı vardı, Ali Sirmen oynuyordu, devamlı içer, devamlı şiir okurlardı. Dizide Kuşkan’ın annesini Kenter’in eşi Kadriye Kenter, yapımcılığını da kızı Elvan Kenter yapıyordu. Oyuncuların nerdeyse hepsi Kenter tiyatrosunda yetişmiş oyunculardı. En toyları Ali Atay’dı ve muhteşem oynuyordu, adı Maksut’tu. Daha o rolün üstüne çıkamadı.

3- Sözüm söz; Urfa, Antep dünyayı dolaşacağız!

Yıl 1998. Bir dizide olması gerek her şey var. Jeneriği harika.  Dizinin tamamı aslında Yavuz Turgul’a ait, diyalogları Sulhi Dölek yazıyor, yönetmen koltuğunda önceleri Uğur Yücel daha sonra 29 yaşında genç bir yönetmen Türkan Derya var. Müzikler İncesaz. Efsanevi oyuncu kadrosu. Dizinin bitiminden yıllar sonra bir İstanbul gezimde Samatya’yı da gezmiş “keeapçı karşısına keeapçı açmak neymiş” görmüştüm. Bu dizi hakkında kimseden olumsuz yorum görmedim. Medet ve Melek, satır Melahat, Zabıta Şeco, Ali Haydar ve Hanım’ın muhabbeti… Her şeyiyle muhteşem bir dizi. Ne zaman katmer yesem aklıma Şener Şen’in seslendiği (şiir Fahri Yıldız’a ait) katmer şiiri gelir. Alıntı yapayım, “çok incesin, şeffafsın, zarif bir gelin tulu / lale gibi rengin var, sanki has bahçe gülü / seni nasıl vasıf edem acizdir kalem dili / gel ey canların canı, gönül dermanı katmer”.

4- Karanlık Sokakta Bastonla Yürüyen Topal Adam

Yıl 2001. Yeditepe İstanbul bittikten sonra Trt’nin bizlere armağan ettiği dizidir. 10 bölüm sürdü, Senaryo Ahmet Ümit’e ait. Başrolde Uğur Yücel, Haluk Bilginer ve Köksal Engür’ün oynadığı dizi bence televizyon tarihimizin en iyi polisiye dizisi. 15 yaşındaydım ve bazı sahneler ve hikayedeki ayrıntılar beni korkutuyordu. Dürnev Hanım’ın uşağı mesela konuşması bakışı ne kadar çok korkuturdu beni. Bir de Cevdet vardı, dedektif. Sesi ve oyunculuğu ile daha çok göreceğimi zannediyordum ki hastalandığı ve bacaklarının kesildiğini öğrendim. Dizi bittikten sonra Fikret’i kim öldürdü sorusu soruldu, bir fikrim var ama spoiler’dan uzak duran bir yapım var. Dizinin birçok yerinde “her şey silüetlerde gizli” diyordu Komiser Nevzat!

5- Karikatür’ün İntikamı! Yaşayan Ölünün Onur Gecesi!

Senaryosu Levent Cantek’e ait. Dizi fragmanı, müzikleri, diyalogları, karakterlerin isimleri ile çok beğendiğim bir yapımdı. Dizinin tek kusuru 1,5 saati bulan süresiydi. Farkettiniz mi bilmem ama Trt’nin iyi dizileri genelde “sonlandırılmış” diziler. Eski Hikaye de 17. bölümde sonlandırıldı. Hikayeler çabucak geçiştirildi. Sermet Yeşil ve Ragıp’ın oyunculuğu çok kaliteliydi. İyi bir senaryo olunca oyuncular coşuyor. Dizi de hiç bir şey sırıtmıyor. Bu arada tek intikam dizimiz de budur.

6- Tarifi yok diye aşkı öldürmeyelim.

Ali Ulvi Hünkar’ın Yeditepe İstanbul sonrası hikayesi. Kazım Koyuncu ve Kemal Sahir Gürel müzikleri, Kerem Atabeyoğlu’nun oyunculuğu, Şevket Çoruh’un tiratları

7 – Süper Baba

8 -Behzat Ç.

9 – Esir Şehrin İnsanları

10- Şahsiyet

11 – Vasiyet

12 – Bir Başkadır

13- Gecenin Öteki Yüzü

4 – Kulüp

15- Alef

More Reading

Post navigation

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir